sjdkdojdjgfghsdsjfhdksjfhksd
via weheartit
-Franz Kafka
Hikayeye göre günün birinde Franz Kafka yürüyüş yaptığı parkta küçük bir kıza rastlamış. Kız ağlıyormuş. Oyuncak bebeğini kaybetmiş , bu onu oldukça üzmüş.Kafka bebeği onun yerine aramayı önermiş ve ertesi gün aynı noktada buluşmak üzere birbirlerine söz vermişler. Bebeği bulamaması üzerine Kafka küçük kıza bebeğin ağzından bir mektup yazmış ve buluştuklarında kendisine okumuş:“Lütfen benim için kederlenme, dünyayı görmek için uzun bir yolculuğa çıktım. Sana başımdan geçenleri anlatacağım.” Bu birçok mektubun ilkiymiş. Kafka küçük kızla her buluştuğunda sevgili oyuncak bebeğin gerçek olmayan maceralarını özenle yazdığı mektuplardan ona okurmuş. Küçük kız da bu şekilde avunurmuş.Derken gün gelmiş, görüşmelerin artık sonu gelmiş. Kafka son görüşmede küçük kıza bir oyuncak bebek getirmiş. Küçük kız, aslından oldukça farklı olan oyuncak bebeğe şaşkınlıkla bakakalmış. Bebeğe iliştirilmiş bir not küçük kızın şaşkınlığını gidermiş: “yolculuğum beni çok değiştirdi…”Uzun yıllar sonra, artık bir yetişkin olmuş olan küçük kızımız, gözü gibi baktığı bebeğinin, gözünden kaçırdığı bir çatlağının içine sıkıştırılmış bir mektup bulmuş;Kısaca şöyle yazıyormuş “Sevdiğin her şeyi er ya da geç kaybedeceksin, ama sonunda sevgi başka bir surette geri dönecek.”
Aga beeee(biri yukarıyı özet geçsin aq) harika bir edebi post(ne işi var aq benim blogumda)
Okumaya üşendim Allah belamı alsın
Üşenme oku lan
Okudum tamam be
okuyun lan çok hoş
okuduk lan çok hoş
Tolstoy ,bisiklet sürmeyi tam 67 yaşında öğrenmiştir.Bugün “Tolstoy’un bisikleti” kavramı”Hiç bir şey için geç değildir”anlamına gelir.
Ne zaman öleceğimizi bilmediğimiz için,hayat hiç bitmeyecekmiş gibi gelir.Ama hiçbir şey çok tekrarlamaz kendini.Aslında çok az tekrarlar.Çocukluğunuzun bir öğleden sonrasını,öyle ki,hayatınızı onsuz düşünemediğiniz,sizi derinden etkilemiş bir öğleden sonrayı,daha kaç kez anımsayabilirsiniz ki?Belki dört, beş kez daha.Belki o kadar bile değil.Dolunayın çıkışını daha kaç kez izleyebileceksiniz?Belki yirmi.Ama yine de, her şey sonsuzmuş gibi gelir.
Esirgeyen gökyüzü
““Ezdiler!.. Herhangi bir Batı memleketinde büyük bir fikir adamı olabilirdim… Ama ezdiler.. Acaba ezilen daha kaç kişi vardı?.. Her aydınlığı yangın sanıp söndürmeye koşan zavallı memleketim… Karanlığa o kadar alışmışsın ki yıldızlar bile rahatsız ediyor seni.. Memleketim… En seçkin evlatlarının beynini ve kalbini itlere peşkeş çeken memleketim…””
— Cemil Meriç